Musa Anter davası zaman aşımı nedeniyle düşürüldü

Hatice Kamer, Ankara

Musa Anter'in fotoğrafı önüne çiçekler konuyor

Kaynak, BBC Türkçe

Yazar Musa Anter’in 1992 yılında Diyarbakır’da öldürülmesiyle ilgili dava zaman aşımı nedeniyle düşürüldü. Zaman aşımının dün dolduğu davada mahkeme, süreyi uzatarak bir gün sonrasına duruşma tarihi vermişti.

20 Eylül 1992’de öldürülen gazeteci-yazar Musa Anter’in cinayetine ilişkin yargılamada mahkeme heyeti mütalaa yönünde karar alarak Anter davasının zaman aşımına uğraması nedeniyle düşmesine karar verdi.

Evrensel gazetesinin haberine göre İnsan Hakları Derneği Eş Genel Başkanı ve Musa Anter’in oğlu Dicle Anter’in avukatı Öztürk Türkdoğan, cinayetin ardından yürütülen soruşturmanın yetersizliği nedeniyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) ihlal kararı verdiğini hatırlattı.

Bu davanın insanlığa karşı işlenen suçlar kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirten Türkdoğan, insanlığa karşı suçlarda zamanaşımı uygulanamayacağını belirtti.

Yıldönümünde anıldı

Anter, cinayetin yıldönümü olan 20 Eylül’de Diyarbakır’da vurulduğu yerde ve memleketi Nusaybin’in Akarsu köyünde olmak üzere anıldı.

Düzenlenen iki törenin ortak vurgusu davayı bekleyen zaman aşımı tehlikesiydi.

Köydeki anmaya katılan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, ”Biz bu ülkedeki savcıların, bu ülkedeki hakimlerin Saray’a bağlı çalıştığını biliyoruz. Kendi vicdanlarının sesini dinleyecek savcıların olmadığını da biliyoruz” dedi, duruşmadan çıkacak kararı tahmin ettiklerini ifade etti. 

Davanın tıkandığı nokta, cinayeti itiraf eden kilit konumdaki Abdülkadir Aygan’ın ifadesinin alınamamasıydı.

Anter ailesinin avukatları, İsveç’te yaşayan Aygan’ın ifadesinin alınması için bir hakim görevlendirilmesi ya da internet üzerinden mahkemeye bağlanması için birçok defa dilekçe verdi ama mahkeme, Aygan’ın, adres ve telefonunun tespit edilmediğini belirterek bu talebi yerine getirmedi. 

Aziz Turan adıyla İsveç’te yaşayan Aygan, Türkiye’nin İsveç’ten iadesini istediğini açıkladığı 21 kişiden biri. 

Musa Anter cinayetin yıldönümünde anıldı

Kaynak, BBC Türkçe

Musa Anter’in kızı, cinayet zanlısıyla yüzleşmişti

Musa Anter’in kızı Rahşan Anter Yorozlu, 2006’da, Abdulkadir Aygan ile İsveç’te yüzleşmiş, bu buluşma, gazeteci Ersin Kalkan tarafından kitaplaştırılmıştı.

Babasının davası açısından kritik ifadeleri olan bu “itirafçı” tanığa İsveç’te ulaşmanın zor olmadığını söyleyen Rahşan Anter, asıl meselenin bu cinayetin aydınlatılmak istenmemesi olduğunu öne sürüyor ve görüşmeden kendisinde iz bırakan detayları şöyle özetliyor:

“Aygan bize JİTEM’de çalıştığını, cinayeti Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ve Cem Ersever’in planladığını, babamı öldürmek için kurulan ekibin içinde kendisinin de yer aldığını anlattı. Aygan, babamı Hogir kod adlı Hamit Yıldırım’ın öldürdüğünü söyledi. 

“Hogir adındaki tetikçinin görevi, babamı alıp Yeşil’in beklediği yere götürmekmiş ama babam yanlış giden bir şeyler olduğunu anlayınca, tetikçi kendi insiyatifiyle babamı vurduğunu anlatmış onlara. ‘Tetikçi öldürmeyip yanınıza getirseydi ne olacaktı?’ diye sorduğumda Aygan bana, ‘Vedat Aydın’a yapılanların aynısı ona da yapılacaktı’ dedi. Yani işkenceyle öldüreceklermiş. Düşünün ki babamın öyle değil de böyle öldürülmesiyle teselli oluyoruz.”  

Bu yüzleşmeden sonra ağabeyi Anter Anter ile birlikte İsveç’te savcılığa başvurduklarını, can güvenliği tehlikesi olduğu için Abdülkadir Aygan’ın Türkiye’ye iade edilmemesi için dilekçe verdiklerini söyledi. 

“Aygan, babamın davası için kilit bir isim, ‘Türkiye’ye iade edilirse hayati güvencesi olmaz’ dedik, ‘Eğer ifadesi alınacaksa İsveç’te yapılmalı ki başına bir şey gelmesin’ dedik. Ama şimdiye kadar tüm çabalar sonuçsuz kaldı ve bu ifade bahane edilerek dava sürüncemede bırakıldı. Şimdi de zaman aşımından üzeri kapatılıyor.”

Rahşan Anter Yorozlu, diğer tüm siyasi davalar gibi babasının davasından da bir karar çıkmayacağına inandıklarını söylemiş ve şöyle devam etmişti: 

“Hepimizin ortak çabası, asıl suçluların tutuklanıp yargılanması için. 90’ların aktörlerini yeniden sahnede görünce, adil bir yargılamanın olmayacağını da tahmin edebiliyoruz. Her şeye rağmen tüm çabamız, bu ülkede mahkemelerden adil bir karar çıktığını görmek.”

Musa Anter cinayeti ve dava süreci

72 yaşındaki Musa Anter, 20 Eylül 1992’de Diyarbakır’ın Seyrantepe semtinde vurularak öldürüldü. Aynı saldırıda, o gün Anter’le birlikte olan akrabası Orhan Miroğlu da ağır yaralandı. 

Devletin güvenlik örgütlenmesi içindeki kişilerle de bağlantılı gizli ve hukuk dışı bir yapılanma olarak yargılanan “JİTEM” davası sanıklarından Abdulkadir Aygan, “İtirafçı” adlı kitabında ve verdiği röportajlarda, 20 Eylül 1992’de Diyarbakır’da gazeteci-yazar Musa Anter’i öldüren kişinin Hamit Yıldırım olduğunu iddia etmişti. 

Anter dosyasının zaman aşımına uğramasına üç ay kala Hamit Yıldırım, Diyarbakır Savcılığı’nın talimatıyla 29 Haziran 2012 tarihinde tutuklandı. 

Tetikçi olmakla suçlanan Hamit Yıldırım, “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım, Abdulkadir Aygan ve Emekli Albay Savaş Gevrekçi hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edilen davanın iddianamesi, 5 Temmuz 2013 tarihinde kabul edildi.

Davanın görüldüğü Özel Yetkili Mahkeme (ÖYM) kapatılınca Musa Anter davası Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne taşındı ve 23 Aralık 2014’ten itibaren JİTEM Ana Davası ile birleştirildi.

8 yıldır devam eden davada Mehmet Eymür, Veli Küçük, Ünal Erkan gibi önemli isimler tanık olarak dinlendi.

26 Eylül 2016’da SEGBİS ile ifade veren emekli tuğgeneral Veli Küçük, dönemin İçişleri Bakanı Mustafa Kalemli ve dönemin Jandarma Genel Komutanı Burhanettin Bigalı’nın kendisini Ankara’ya çağırarak devletin kırsalda istihbarat eksiği olduğunu, yerel istihbarat birimlerini Ankara’dan idare edecek bir birime ihtiyaç duyulduğunu, bunun üzerine Jandarma İstihbarat Grup Komutanlığı’nın kurulduğunu, 1990-Haziran 1991 tarihleri arasında kendisinin komuta ettiği bu birimin lağvedilmesi ile görevinin sonlandığını söylemişti. 

Küçük, JİTEM diye bir yapılanmanın ise varolmadığını öne sürmüştü.

14 Kasım 2018 tarihinde görülen duruşmada, eski Genelkurmay İstihbarat Daire Başkanı İsmail Hakkı Pekin tanık olarak dinlendi ve 1995 yılında Iğdır İl Jandarma Komutanı’nın “Yeşil”i, “Terörist avında başarılıdır” diyerek kendisiyle tanıştırdığını söyledi.

Pekin, devletin gizli servisleri adına çalışan meçhul unsurlar olduğunu, bu tür kişilerin suikastlar ve yargısız infazlarda kullanıldığını, “Yeşil”in de devlet adına işler yaptığını dile getirdi.

Dönemin OHAL Valisi Ünal Erkan da 25 Eylül 2019 tarihindeki duruşmaya katıldı ancak JİTEM’e ilişkin sorulara yanıt vermedi.

Musa Anter davasının tek tutuklu sanığı olan Hamit Yıldırım ise duruşmalarda suçlamaları kabul etmedi. 5 yıllık tutukluluk süresi dolduğu gerekçesiyle 28 Haziran 2017’de tahliye edildi.

“Babama son bir defa veda edemedim”

Dava

Ankara’da bu dört kadının gündemi bugün görülecek Musa Anter davasıydı. Buluşmanın onur konuğu ve en yaşlısı,  Musa Anter’in kızı Rahşan Anter.

Masadaki dört kadın, babaları ve yakınları faili meçhul cinayete kurban giden 28 ailenin bir araya gelerek kurduğu “Toplumsal Bellek Platformu” üyesi. 

Rahşan Anter’in dışında masadakiler, 1980 darbesi döneminde cezaevine götürülürken işkenceyle öldürülen yayıncı İlhan Erdost’un kızı Alaz Erdost; 1993 yılında arabasına bomba konularak öldürülen gazeteci-yazar Uğur Mumcu’nun kızı Özge Mumcu ve 1996 yılında polisler tarafından öldürülen Metin Göktepe’nin ablası Meryem Göktepe.

Yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle önceki duruşmaları takip edemeyen Rahşan Anter Yorozlu’yu, duruşmadan çıkacak ‘sonucu belli’ karara hazırlamak için moral vermeye çalışıyorlar. 

Sohbet konusu ise dönüp dolaşıp, yaşadıkları travmalarla nasıl başa çıktıklarına geliyor. 

Özge Mumcu’nun çocuğu okula yeni başlamış ve videolarını izlediği dedesinin nasıl öldüğünü merak etmiş. 

“Ben babamın nasıl öldüğünü anlatamadım, trafik kazası diyerek geçiştirdim ama okuma yazma öğrendiğinde çevreden öğrenir diye endişeleniyorum, o öğrenmeden benim bir şekilde anlatmam lazım” diyor ve zorlandığı bu durumu anlatırken gözleri nemleniyor. 

Babasını 5,5 aylıkken kaybeden Alaz ise, kendi deneyimini paylaşarak arkadaşının endişelerini gidermeye çalışıyor:

“Ben hiç babamı görmedim, bana da babamın trafik kazasında öldüğünü söylemişlerdi, birinci sınıfta hecelemeye başladığımda, sehpanın üzerindeki Tempo dergisinde babamın fotoğrafını gördüm, hecelediğim ilk cümle ise şu oldu, ‘İlhan Erdost işkencede öldürüldü’, o sırada annem ve teyzeme baktım, hıçkırıklarla ağlıyorlardı.”

Grubun en yaşlısı Rahşan Anter Yorozlu ise babasının duruşması için desteğe gelen genç kadınların anlattıklarını gözü yaşlı dinliyor. 

“Sizden daha fazla babamla yaşadım ama ben de tıpkı sizin gibi son bir defa veda edemedim, insan yüz yaşına da gelse hayatındaki bu boşluk hiç dolmuyor” diyor. 

Rahşan Anter Yorozlu, yaşadığı yüksek stres nedeniyle, babasının öldürülmesiyle ilgili olarak 15 Eylül tarihinde Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 36. duruşmaya  katılamadı. 

Davadan o gün bir karar çıkmadı ve duruşma zaman aşımının dolmasından bir gün sonrasına, 21 Eylül’e ertelendi.

Anter’in küçük oğlu Dicle Anter ise 15 Eylül’deki duruşmadan sonra CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu partisinin genel merkezinde ziyaret etti ve hukuken umutlarını kaybettiklerini belirterek “Babamın davasını, ülkede adalet arayan herkesin yanında olacağım’ diyen Kılıçdaroğlu’na emanet ettim” dedi.

Yoruma kapalı.