Sütun: Bahar temizliği zamanı


Bahar temizliği zamanı geldi. Bunu biliyorum, şundan dolayı orada komşuları görüyorum, pencereleri siliyorlar, verandaları süpürüyorlar ve çoğu zaman etrafta koşuşturuyorlar.

Devamlı güneş ışığının ve 50’nin üstündeki sıcaklıkların ilk birkaç günü, bu doğuştan gelen temizleme dürtüsünü tetikliyor ve kendi kış barınağımda çalışmaya çalışıyorum.

Aylardır bu evde kapana kısıldık, erzak ve orada burada ender görülen güneş ışığı için dışarı çıktık. Şükran Günü’nden bu yana geçen günlerin bir çok, buzdolabına, banyoya ya da kanepeye giderken birbirimize çarpmaktan kaçınmaya çalışırken daha da yakınlaşan duvarların içinde geçti.


Göz hizasının ötesine bakmaktan kaçındım şundan dolayı odaların köşelerinde örümcek ağları bulunduğunu biliyorum; Bunlar, esen ısı kayıtlarından gelen tozların ve tüm kış süresince savurduğumuz kısa konuşmaların birleşimidir.

Yediğimiz güveçlerin kokularını, bir ileri bir geri atılan yüzlerce “ne”yi ve tüm kış açık olan televizyonumuzdaki milyonlarca reklamı taşıdıklarına inanırım.

Bir süredir süpürmüyordum; botlar kapının tarafındaki paspasın üstüne park edilmiş ve kıştan bitkin gözlerim yerlerin güzel göründüğünü düşünüyor. Sadece bahar temizliği zamanı gerçeği gösteriyor.

Şimdi, şurada burada çorap şeklinde ana hatlar, düzensiz süs kancaları ve küçük kurumuş balçık parçaları görüyorum. Gevşek temizlik için bana yazık – hazırda beklemeye alma esnasında çaba harcamak zordu.

Biz kırıntı lekeli gömlekler ve dünün pantolonları ile kış uykusuna yatarken tembelce bulaşıkların üst üste yığılmasına izin veriyor. Artık parlak krom değil. Bitkin bronzluk çizgileriyle gri, saçlarımın kafa derimle buluşmuş olduğu yer benzer biçimde.

Dışarıdaki soğuk, donuk dünya görüşümü çerçeveleyen perdeler, ötesindeki renksiz dünyayla karşılaştırıldığında iyi görünüyordu, fakat şimdi ne kadar gevşek ve kirli olduklarını görüyorum. Arkalarındaki dimdikler, eski parlaklıklarının tüy benzer biçimde hayaletleridir.

Ya o perdelerin arkasındaki cam? Dinlence süsleri, kışlık ıslaklık lekeleri ve komşulardan gelen garip faaliyetlere karşı bastırılmış ve ona bakan kurnaz yüzlerden sonrasında, hapsedilmemizin çizgili izlerini taşıyor.

Oradaki kire “YARDIM EDİN” yazabilirdim ve yoldan geçenler tarafınca okunabilirdi.

O pencereleri açıp temiz bir esinti içeri almak için can atıyorum fakat hemen hemen fazlaca erken. Ve biliyorum ki bu bir tek içerideki pisliği karıştırır ve temizlemeyi zorlaştırır.

Ben odadan odaya yürürken, lambalardan ve tavan armatürlerinden gelen ışık donuk görünüyor. Büyükannemin zamanından kalma eski, grenli fotoğraflar benzer biçimde sepya tonlarında var olduk. Kış süresince mühim değildi, fakat şimdi ampulleri ne kadar tozun bulandırdığını görebiliyorum.

Şimdi o bahar neredeyse geldi, yeniden net bir halde görmek isterim. Bu ampulleri Swiffer zamanı. Sonrasında altlarındaki yüzeyler. Sonrasında zemin.

Geçen sonbahardan beri oturduğumuz her yerde kitaplar, dergiler ve TV Rehberleri, tükenmez kalemler ve kurşun kalemler ve önemsiz postalar ve sayısız kahve fincanından yüzükler kaplıyor. Ara sıra dönerler fakat asla kaybolmazlar. Kasım’da söküp biriktirdiğim kuponlar, Mart’ta eklediğim kuponların altında kaldı. Çoğunun süresi doldu sanırım.

İlkbaharda giyilen kazaklar için kışlık paltoları çıkarmak benzer biçimde, bahar temizliği eylemi de tüm bu aylar süresince sığınak olarak kullandığımız evi ortaya çıkarır ve yakında tadını çıkaracağımız daha hafifçe, daha parlak versiyonuna geri getirir.

Ve her mevsim temizlik yapmayı sevmesem de, taze başlama fikri bulaşıcı bir düşünce, ovma parmaklarımı gıdıklıyor benzer biçimde hissediyorum. İlkbahar rüzgarının girdabını duyuyorum ve Windex’e uzanıyorum.

Robin ile robinwrites@yahoo.com adresinden iletişime geçin.

Yoruma kapalı.