Neredeyse Eşi olmayan | Hikayeler | Notre Dame Dergisi

[ad_1]

2020
2020 mezuniyetini böylesine güzel bir anı meydana getiren bir tek gül renkli anılar değil. “Cidden o denli iyiydi bence.”

Mezuniyetin ne kadar mükemmel bulunduğunu anlatmış mıydım? Caitlin bugün bana ileti attı ve anılar gün ışığında sırılsıklam olarak geri geldi. Bir yanım beynimin fena tarafları düzenlediğini söylemek istiyor: karşılaştırma ve hayal kırıklığı. Fakat dürüst olmak gerekirse, bunun yanlış bulunduğunu düşünüyorum. Cidden o denli iyiydi bence.

South Bend’de geçirdiğimiz o izole haftalardan bu yana iki yıl geçti, biz kampüs dışındaki son derslik öğrencileri olarak, 2020 bahar sürecinin geri kalanı için bahar tatilinden sonrasında kampüs kapandığında şehirde kaldık. Sanal dersler sona erdikten sonrasında, Mayıs ayında hiçbir anlam ifade etmeyen ya da olmayan bir Zoom mezuniyet törenini beklerken vakit öldürdük ve buna inatla “düzmece mezuniyet” adını verdik.

Gün vardığında kalktık ve hazırlandık, birkaçımız ortalama iki saatlik uyku ve günlük makyajla koşturdu. Bir arkadaşımın ailesinin evine gittik ve kap ve cübbe giymek istemedim – COVID’ye, Tanrı’ya yada Peder Jenkins’e karşı bir tür protesto – fakat kısa sürede başka türlü ikna oldum. Yakında minnettardım.


Olary ve Alli
“O gün, mühim olan tek şey beraber olmamızdı: öteki her şeyin üstesinden gelmemizi elde eden şey tam olarak buydu.”

2020 dekorasyonumuz var, Alli’nin anası pasta aldı ve birisi yiyecek yapmış oldu fakat kim bulunduğunu hatırlayamıyorum. Peşinden, kampüs videolarını canlı yayında gösterirken kanepeye oturduk; Peder Jenkins konuştu; tamamımız ağladık. Canlı gösterim bozuldu ve annem Indiana’ya giderken iPad’inden izliyordu ve babam mutfak masamızdan izliyordu ve kardeşlerim muhtemelen asla izlemiyordu fakat ben dünyadaki en iyi arkadaşlarımın yanındaydım , ellerini bir kanepede tutarak, dört yıl ilkin yazmaya başladığımız şakalara gülerek.

Birinci sınıftan başlayarak, resmi ve muhteşem olanlardan fazlaca mezuniyet arka plan resimlerini sevdim. Mezunların bir otoparkta elinde bir sandviçle durup arka koltuğa şapka takmaları beni duygulandırıyor: bu alışılmadık günlerin olağan anları. Kişisel olmayan törenden fazlaca uzak olan bu resimler, her şeyin merkezindeki insanoğlu ve ilişkilere odaklanıyor. Mezuniyetimden de buna benzer fotoğraflarım var – Angelica ve ben mutfakta çerçevenin köşesinde Beyaz Pençe ile, aynada Alli ve bir parça kek ile bir selfie, bir kişinin güldürmüş olduğu ve bir kişinin olduğu bulanık fotoğraflar ağlıyor ve kimse kameraya bakmıyor.

Kubbeye gittik ve şampanya patlattık ve sanırım o noktada yağmur yağıyordu. Biz 2020 Sınıfı üyeleri, saklandığımız yerden sürünerek çıktık, dörtlüler, merdivenlerden yukarı ve kaldırımlar süresince çıktık, iki kat daha çok gülerek, bu sebeple bu şekilde bir an yaşayacağımızı düşünmemiştik: kendimize ilişik bir an. bak biz yaptık dedik. Çocukluğumdaki şeklinde hissettim ve kasırganın gözü esnasında komşularımız dışarı çıktı. Ki sanırım, birçok yönden öyleydi.

Sonrasında, seneler süresince onca futbol maçından, onca dersten ve onca partiden sonrasında yaptığımız şeklinde eve yürüdük. Ve hatırladık ve güldük ve merak ettik – hakikaten yurtdışına göç eder mıydım, son derslik ilişkileri İşçi Bayramı’nın ötesine geçer miydi, “gerçek” mezuniyet bu kadar iyi hissettirir miydi?

Sonrasında dairemizde son bir kutlama içkisi içtik, bir gece daha. Mezun olmuştuk ve ayrılıyorduk ve toplanacak fazlaca şeyimiz vardı ve (hayatımızın geri kalanı!) bizi bekliyordu. Fakat o gün, mühim olan tek şey beraber olmamızdı: öteki her şeyin üstesinden gelmemizi elde eden şey tam olarak buydu. Ve dikkatimizi dağıtacak hiçbir aile, vaka ya da fazladan merasim yoktu. Aslına bakarsan hayatımızın geri kalanını onlar için geçirdik.

Bir kanepede bizdik. Tanrım, iyiydi.


Liberal Emekler ve İspanyol Edebiyatı Programında uzman olan Mary Kate O’Leary, Fulbright Programı vesilesiyle İspanya’da İngilizce öğretiyor.

Yoruma kapalı.