“Yapılması Gerekenler” Tarafınca Zincirlenmiş Hissediyor musunuz?

[ad_1]

İnsanlar zamanlarını denetim altına almalarına yardım etmek için bana geldiklerinde, onlara bildirdiğim ilk şeylerden biri, benimle çalışırken yargıdan arınmış bir bölgeye geldikleridir. Zamanlarını NASIL geçirmek istedikleri umurumda değil. Bir tek daha kasıtlı olmalarına yardım etmek isterimböylece istediklerini daha oldukça, istemediklerini daha azca yapabilirler.

Ve biliyor musun? Neredeyse evrensel olarak, beraber çalıştığım insanoğlu zamanları üstünde daha azca bunalma ve stres dahil olmak suretiyle daha çok denetim duygusu ararken, benzerlikler çoğu zaman burada sonlanır. İnsanlar zamanlarından oldukça, oldukça değişik şeyler isterler. Size “denge” benzer biçimde görünen bir şey, başka birine tamamen öldürücü görünebilir. Aslına bakarsak, zamanınızı harcamanın “doğru yolu” yoktur. Senin için bir tek doğru bir yol var. (Ve sizin için doğru bir yol, şu anda. İşler değişebilir.)

Bana haftada 80 saat emek vermeyi sevdiğini söyleyen bir avukatla çalıştığımı hatırlıyorum; işte harcanan zamanı azaltmak istemiyordu, bir tek daha verimli olmak ve çabalıyormuş benzer biçimde hissetmediğinden güvenli olmak istiyordu. Gerçek saatleri değişiklik yapmak istemedi; o saatlerin standardını değişiklik yapmak istedi. Ben, 30-35 saatlik bir haftayı yeğlerim. 80 saat çalışmak kendimi kontrolden çıkmış hissettirirdi. Biz bir tek farklıyız. Benim istediğim onun istediğinden daha iyi değil.

Bir çok vakit insanoğlu bana amaçlarının bir tek akşamları yada hafta sonları “kendilerini canları isterse” çalışmak bulunduğunu söylüyor. Zira ne biliyor musun? Kimi zaman o şekilde hissederiz. Bu bir denetim sorunudur, işin kendisiyle ilgili bir problem değil.

Hepimizin yapmaktan zevk almış olduğu değişik şeyler vardır; zamanımızın oynamasını istediğimiz değişik yollar.

Ve bu, bunun takaslarla ilgili olduğu anlamına gelir. Çoğumuz günde aynı 24 saate sahibiz. Sadece hedeflerimiz ve değerlerimiz, bu zamanı iyi mi geçirmek istediğimizi belirler.

İnsanlarla çalışırken çokça karşımıza çıkan bir öteki şey de “gerekir” kelimesidir. İnsanlar zamanlarını harcamanın bir yolu bulunduğunu düşünüyorlar. Ve zamanlarını istedikleri benzer biçimde harcayamazlar şundan dolayı bu, iyi mi olmaları gerektiğiyle çelişir.

Ve bu amaçla, asla yapmadığım birkaç şeyi paylaşmak istedim. Mühim bulunduğunu düşündüğünüz şeyler, “yapılması gerekenler”, “olması gerekenler”. Zira bir ihtimal, bir başkasının “olması icap ettiğini” reddettiğini görerek, siz de bunu yapmak için esin alabilirsiniz.

Dinlence Süslemeleri

Bir tek onları yapmıyorum. Asla haiz olmadım. Asla olmayacak. (Annem oldukça üzülür.) Noel ağacı almıyorum. Ailemin benim için biriktirdiği Noel süslerini Goodwill’e verdim ve muhtemelen bir süre bunun için üzüleceğim. Fakat biliyor musun? Yılda bir tek bir kez kullandığım bir sürü şeyi saklamak zorunda değilim. Ve onu çıkarmak ya da bir yere koymak için vakit harcamak zorunda değilim. Ve “peki bu pek keyifli görünmüyor!” diye düşünüyorsanız, değişik hayatlar yaşadığımızı ihmal etmeyin. Ve bayramları sevdiğim şekilde kutlarım: yiyecek pişirmek ve fırınlamak.

Dinlence Kartları

Bu tarz şeyleri göndermiyorum. Bir fotoğraf çekimi ayarlamama gerek yok, tüm adresleri yakalamam gerekmiyor. Bir tek endişelendiğim bir şey değil. Hiçbir vakit karşılık vermememe karşın, her yıl bana kart gönderen her insana sonsuza dek minnettarım. Onları almayı seviyorum. Fakat asla onları gönderen biri olmayacağım.

Mutfağımı Temizle

Bu, çocuklarıma devrettiğim günlük bir iş. Şimdi 11 ve 13 yaşındalar ve Mart 2020’den beri mutfağı her gün temizlemekten tamamen onlar görevli.

Çocuklarımın Çamaşırları

Kendileri yaparlar. Devamlı temiz giysileri var mı? Bir çok vakit. Minik oğlum, bu işi ertelemenin okula kirli iç çamaşırı giymeye yol açtığını zor yoldan öğrendi. Ve bu bir kez olduktan sonrasında, çamaşırlarıyla oldukça daha çok ilgileniyor.

Ütüleme

Minik bir gezi ütüm var, birincil amacı çocuklarımın pantolonunun dizlerine daha küçükken ütüyle yamalar yapmaktı. Ütü yapmayı bilmiyorum, doğrusu. Bu yüzden ütülenmesi ihtiyaç duyulan giysileri almıyorum. Evet, erkeğimin ütülenmesi ihtiyaç duyulan birkaç gömleği var. Fakat artık kim giyiniyor? Nadiren giyildiklerinde bu tarz şeyleri kuru temizlemeciye gönderiyoruz.

Saçım ve Makyajım

Makyaj sahibi değilim. Asla giymedim. (Bir arkadaşımın üzerime ruj sürdüğü ve Udemy için ilk çevrimiçi kursumu çektiğimde, bir saç ve makyaj elemanı sağladıkları 8. derslik okul resmimi bekleyin. Erişkin hayatımda yaptığım tek vakit buydu. Asla makyaj yapılmamış. Makyaj sanatçısına iyi mi çıkarılacağını sormam gerekti. O da nazikçe hangi makyaj temizleme mendilini almam icap ettiğini söylemiş oldu.)

Saç mevzusunda ise saçımı kestirdiğimde daima “Sıfır bakımla çalışacak bir saç kesimine ihtiyacım var” derim. Saç kurutma makinem yok. Üstüne herhangi bir ürün koymayacağım. Ve bu talimatlarla, daima benim açımdan sıfır şekillendirme gerektiren muntazam bir saç kesimi elde etmeyi başardım.

Saçımı ve makyajımı yapmamak beni haftada bir saat kurtarıyor sanırım. Durum ne olursa olsun 5 dakika içinde hazır olabilirim. Zira hazırlanmak bir tek kıyafetlerimi giymek ve dişlerimi fırçalamaktan ibaret.

Çocuklarımın okul çalışmalarına dahil olmak.

Okul ve ev ödevi mevzusundaki genel felsefem, bunun çocuklarımın sorumluluğu olduğudur. Ve bir problem olursa birinin beni arayacağını. Bu, çocuklarıma ödevlerini sormadığım anlamına geliyor. Yapıldığını denetim etmiyorum. Yaptıklarını görene kadar ödevleri olup olmadığını bile bilmiyorum. (Okul hayatlarına asla dahil olmadığımı düşünmeyin diye, oğlumun 2. derslik sınıfına tüm okul yılı süresince haftada bir kez örgü örmeyi öğrettim ve çocuk okulları için odaklanmayı artırma ve dikkat dağınıklığını azaltma mevzusunda bir imalathane emek vermesi yapıyorum. senelik.)

Çocuklarımın okulda iyi mi oldukları mevzusunda endişeleniyor muyum? Hayır. Mükemmel gidiyorlar. Ve eğer başları belaya girerse. Doğal ki yardım edeceğim. Fakat ayrıca, onların kendi derslerini öğrenmelerini yeğlerim. Başarısız olacaklarsa; Üniversitede kendi başlarına olduklarında gerçekleşmesindense, şimdi yapmak ve ondan bir şeyler öğrenmek daha iyidir.

Şimdi, yapmadığım şeyleri duyduktan sonrasında, zamanımı hakikaten iyi mi geçirdiğimi merak ediyor olabilirsiniz. Bu yüzden, zamanımı harcadığım ve tamamen çılgınca bulunduğunu düşünebileceğiniz birkaç şeyi paylaşmak isterim (fakat bana mantıklı geliyor):

kendi ekmeğimi yap

Evet, pandemik bir temel etkinlik olmadan oldukça ilkin ekşi maya yapıyordum. Haftada bir tek başına ekmek yapıyorum ve bir tek 10 dakikalık elle bile ortalama bigün sürüyor. Ek olarak her hafta Japon sütlü ekmek yapıyorum şundan dolayı çocuklarım oldukça seviyor. Ben de ekmeği severim, marketten aldığım ekmek yerine kendi yaptığım ekmeği yemeyi yeğlerim ve bu süreci hem meditatif hem de ödüllendirici buluyorum.

Her gün sıfırdan pişirin

Her gece akşam yemeği pişiririm (çocuklarımın yiyecek yapmış olduğu ve kocamla buluşma gecemiz olduğu Cuma günleri hariç). Ben sıfırdan yiyecek yaparım. Genel anlamda her öğün minimum 3 yiyecek yaparım. Yiyecek yapmak en keyifli aktivitelerimden biridir ve kendimi en yaratıcı ve akış içinde hissettiğim zamandır. Her gün yiyecek pişmesini dört gözle temenni ediyorum. Tatildeyken yiyecek yapmayı özlüyorum.

Haftalık Aile Toplantısı

Çocuklarım 2 ve 4 yaşından beri haftalık aile toplantısı yapıyoruz. İçinde önümüzdeki haftanın programını tartışıyoruz, birbirimize övgüler ve şükranlar sunuyoruz ve “neler iyi gidiyor?” Sorularını soruyoruz. (böylece ikiye katlayabiliriz) ve “neler iyi gitmiyor?” (böylece ailece çözümler üretebiliriz). Bunu otomobilde, yürüyüşte yada yiyecek yerken hayata geçirmeye meyilliyiz, böylece bunu gerçekleştirmek için hususi vakit ayırmamıza gerek kalmaz.

Oldukça okumak

En sevdiğim aktivitelerden biri de okumaktır. Haftada pek oldukça saat okuyarak geçiriyorum. Bunu yazarken bugün 9 Nisan ve bu yıl 25. kitabıma yeni başladım. Kurgu ve kurgu dışı okurum; Hepsini seviyorum.

Tv seyretmek

Televizyonu seviyorum. Ve haftamın bir kısmı kesinlikle onu izleyerek geçiyor. Elbet, yüksek kaşlı şeyleri severim. Fakat ben de değersiz TV’ye yabancı değilim. (“Güverte Altı”, kimse var mı? ) Bu benim zevk aldığım bir şey. Ve böylece buna vakit ayırıyorum.

Haftalık buluşma gecesi

Cuma günleri, neredeyse asla aksatmadan, kocam ve ben buluşma gecesi yaparız. Randevulara tonlarca para harcamıyoruz (üstünde çalıştığımız ya da beyazperdeye gittiğimiz “ucuz yiyecek” yerlerinin tam bir listemiz var). Pandemi esnasında birçok randevumuz kırmızı bir solo bardağa bir kokteyl koyup uzun bir yürüyüşe çıkmaktı. Fakat her haftayı ayırmanın zamanı geldi.


Şu demek oluyor ki, bir şeyler yapmak zorunda bulunduğunu düşündüğün için mi vakit harcıyorsun? Yoksa utanacağını düşündüğün bir şey yaparak vakit harcamak mı istiyorsun?

O vakit yukarıdaki listeleri düşünün. Zamanımı iyi mi harcadığım hakkında ne benzer biçimde yargılarınız var? Ve daha da önemlisi, SİZİN zamanınızı iyi mi harcadığınız mevzusunda ne benzer biçimde kararlar veriyorsunuz?

Beyninizdeki “gerekir”lerden kurtulabilseydiniz zamanınızı iyi mi geçirirdiniz?

Yaşam takaslardan ibarettir.

İlk listedeki her şeyi, standart toplumsal gelenekleri takip eden, “olması ihtiyaç duyulan” benzer biçimde görünen şeyleri yapsaydım, 2. listedeki her şey için kesinlikle zamanım olmazdı.

Sen ve ben? Listelerimiz oldukça değişik olabilir. “Yapmamız ihtiyaç duyulan”lerimiz oldukça değişik olabilir. İsteklerimiz oldukça değişik olabilir.

Fakat mühim olan bu değil.

Senin için doğru olanı yap, konvansiyonların canı cehenneme.

Yoruma kapalı.